Ayşe Naime (Kor) Altuntaş
Merak Ettikleriniz

 

 

 

 1. Florür hakkında açıklama

 

 2. Amalgam dolgular hakkında açıklama

 

 3. Diş çekimi sonrası ağrı

 

 

             

 

 

FLORÜR HAKKINDA AÇIKLAMA

 

Son zamanlarda ulusal yazılı ve görsel basın organlarında bilimsel veriler ve gerçekler ile bağdaşmayan florür ile ilgili yayınların sıklığı göze çarpmaktadır. Florür ile ilgili bilimsel kanıtlara dayanmayan bu tür yayınların varlığı, Türk Dişhekimleri Birliği’nin bir  ‘Durum Raporu’ yayınlamasını zorunlu hale getirmiştir. Amacımız  florürün ağız diş sağlığındaki etkisine dikkat çekmek ve bu konuda kamuoyuna bilgi vermektir.

Diş minesinin devamlılığı ağız boşluğu içerisinde dinamik bir denge ile sürdürülmektedir. Ağız boşluğunda bulunan bakteriler ve şeker bu dengeyi olumsuz yönde etkilerken, tükürük ve florürün olumlu etkiler yaptığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI), Avrupa Pediatrik Dişhekimliği Birliği (EAPD) ve Amerikan Pediatrik Dişhekimliği Birliği (AAPD) toplumsal bir sağlık problemi olan diş çürüğünün azaltılmasında, içme sularının florlanması da dahil olmak üzere çeşitli yöntemlerle florür uygulamalarının etkili olduğunu bilimsel raporlarla açıklamışlardır.

Günde 2 kere dişhekiminin önerdiği miktarda florürlü diş macunu ile dişlerin fırçalanması çürüğün azaltılmasında önemli rol oynamakta, ayrıca yüksek çürük riski taşıyan bireylerde dişhekimi tarafından uygulanan florür uygulamalarının da çürük oluşumunu engellemede etkili olduğu bilinmektedir.

Son zamanlarda basında yer alan yüksek dozda sistemik florür alımının zararlı etkilerinin zeka geriliğine ve bazı sağlık problemlerine yol açtığı iddia edilmektedir. Söz konusu haberlere konu olan bilimsel araştırmalarda çok yüksek toksik dozda florür içeren doğal içme suları kullanılmıştır.

Halbuki, çürük önlemek için kullanılan oral florür kaynakları toksik dozda florür içermemektedir ve güven vericidir. Dişhekimleri flor uygulamalarında gereken önlemleri alacak eğitim ve beceriye sahiptirler. Dişhekimlerinin önerdiği uygun miktarlarda kullanılan florür insan sağlığı üzerine hiçbir yan etki oluşturmamaktadır.

Kamuoyunun dikkatine saygıyla sunarız.

                                                                                                             
 
    (Yayınlanma tarihi: haziran 2016)

 

 

AMALGAM DOLGULAR HAKKINDA 


FDI BİLDİRİSİ 2007

Dental Amalgam Güvenliği

Giriş

 

Diş çürüklerini önlemek konusunda büyük gelişmeler sağlanmış olmasına rağmen hala en sık görülen hastalıkların başında gelmektedir. Dental amalgam (bakır, gümüş ve kalay ile birlikte ara metal içeriği oluşturan ortalama %50 cıva içerir) kolay kullanımı, uygun mekanik özellikleri ve maliyet etkinliği sebebiyle genel olarak çürüklerden kaynaklanan diş hasarlarını restore etmek için kullanılır. Amalgam 150 yıldır kullanılmaktadır ve çürük dişlerin restorasyonu için kullanılan materyallerden en uzun süre dayananların basında gelmektedir.  Amalgama alternatif materyal geliştirmek amacıyla çok çaba sarf edilmiş olsa da, dünya genelinde yerine kullanılabilecek alternatif başka bir materyal hala yoktur.

Amalgam, içerdiği cıva nedeniyle; hastalar, dişhekimliği çalışanları ve çevre üzerinde potansiyel etkisi üzerine endişeler ortaya çıkarmaktadır. FDI dişhekimliğinde kullanılan civanın hijyeni ve amalgam atığı yönetimi konularında ve amalgamın kullanımı ve hasta güvenliğine yönelik ayrıca bildirileri geliştirmiştir.

 

Bildiri

 

FDI Dünya Dişhekimliği Federasyonu görüşünü aşağıdaki şekilde açıklar:

Amalgam, bir kısmı vücut tarafından emilen çok az miktarda (nanogram) civa salınımı yapar.

Üriner cıva seviyesinin amalgam restorasyonu sayısı ile bağlantısı göstermiştir fakat bu amalgam dışı kaynaklardan da etkilenebilir.

Amalgam restorasyonu ile kronik dejeneratif hastalıklar, böbrek rahatsızlığı, otoimmün hastalıklar, bilişsel fonksiyon, ters hamilelik çıktıları ya da herhangi bir spesifik olmayan semptom arasında bir bağ olduğunu kanıtlayan hiçbir kanıt yoktur.

Komşu mukoza üzerinde lokal yüksek-hassasiyet oluşabilir fakat son derece nadir bir durumdur ve genellikle amalgamın çıkarılmasıyla ortadan kalkar.

Amalgamın olası ters etkileri ile ilgili daha fazla araştırma yapılması istenmektedir.

Amalgama karşı sunulacak alternatiflerin ters etkileri olabilir.

 

 

ADA Aralık 2010 raporu
FDA: Food and Drug Administration
FDI 2011 Bildirisi


*  Dental amalgam, safe  (güvenilir) ve efektif  (etkili, işe yarar) bir restoratif materyaldir. * *  Mekanik direnci yüksek, kenar adaptasyonu ve uzun süreli kalıcılığı ile geniş okluzal diş yüzeylerinin restorasyonu için çok uygundur.
* 6 yaş ve daha büyüklerde dental amalgam ile sağlık açısından oluşan yan etkiler arasında nedensel bir ilişki kurulamamıştır.
* Ayrıca 2 araştırma 6 yaş ve daha büyüklerde amalgamın kullanımı ile ilişkili olarak herhangi bir nörolojik ve böbrek sorunu bulunamamıştır.
*  FDA, bilimsel araştırmalara dayanarak dental amalgamdan açığa çıkan civa buharının 6 yaş ve daha yaşlı bireylerde civa ile ilişkilendirilebilecek yan etkiye neden olmadığına karar vermiştir.
* Dental amalgam ile 6 yaş altı çocuklarda oluşan civa günlük dozu, günlük tahminen oluşan dozdan daha düşüktür.
* Dental amalgamdan oluşan annenin sütündeki civa buharının bebek için bir risk oluşturmadığına karar vermiştir.
*  Dental amalgam is safety. Bilimsel kanıtlar.
*  Dental amalgam ile sistemik hastalıklar ile hamile kadınlar ve gelişen fetüsler arasında bir risk olduğunu desteklememektedir. Sağlık ile ilgili pozitif bir korelasyon yok.
*  Eğer esaslı bilimsel kanıtlar ortaya konulursa ADA dişhekimlerinin amalgam kullanmayı durdurmalarını isteyecektir. Fakat gerek bireyin, gerek toplumun ağız sağlığı için kullanılan amalgam güvenlidir.
* Özellikle genç hastalarda ve özel bakım ihtiyacı olan hastalarda kullanımı avantaj sağlar. Ağız ortamının kurutulamadığı durumlarda eğer amalgam kullanılamayacaksa, genel anesteziye ihtiyaç duyulur ki; bu daha büyük bir risk ihtiva eder.
* Özellikle toplumun daha az hizmet dağıtan yerlerinde, yüksek çürük riski ve yüksek hastalık oranları olan topluluklarda dental amalgamın önemi çok daha fazlalaşmaktadır. Amalgamın sınırlandırılması bu topluluklarda hem sağlık hem de finansal açıdan çok ciddi sorun oluşturacaktır.
* WHO 2009 Cenevre raporu ve UNEP (United Nations Çevre Programı) ve FDI: Amalgamın safety ve toplumun sağlığı açısından önemine vurgu yapmıştır. Çok geniş araştırma ve klinik deneyimle amalgamın güvenli olduğunu ortaya koymuştur.
* Günümüzde amalgamın yerine kullanılabilecek aynı işlevsellikte direkt restoratif materyal (alternatif ürün) arka bölge dişlerde, derin çürük kavitelerinde ve de diş etinin altına ilerlemiş kavitelerde kullanılmak üzere yoktur.
* Yerine kullanılacak materyal olarak ileri sürülen ve özellikle kompozitlerin de çevresel açıdan sağlıklı bir alternatif olup olmadığının da bilimsel araştırmalarla ortaya konması gerekmektedir.

 

 

 

 

 

DİŞ ÇEKİMİ SONRASI AĞRI

 

 Diş çekiminden sonra yara bölgesinde gelişen hafif bir ağrı ve acı normal kabul edilmelidir. Bu ağrı uyuşukluk azaldıkça artar ve birkaç gün sürebilir. Genellikle bu ağrı, ağrı kesici ilaçlar ile geçer. Bu nedenle diş çekiminden sonra uyuşukluk geçmeden bir ağrı kesici alınması tavsiye edilir. Ancak kanamayı arttırıcı etkisi olduğu için aspirin ve türevi ilaçlar alınmamalıdır.

Diş çekimi sonrasında sızıntı şeklinde hafif bir kanama da normal kabul edilir. Bu kanama tükürüğü boyar ve hastalar ağızlarının kan dolduğunu sanarak tükürmek isteyebilirler. Bu yanlış bir uygulamadır, çünkü tükürdükçe yara üzerinde oluşan pıhtı bozulur ve yaranın kanaması artabilir. Kanamanın fazla olduğu düşünülüyorsa diş hekimine başvurulabilir.

Diş çekiminin zorluğuna göre şişlik gelişebilir. Bu şişlik birkaç gün içinde azalarak kaybolur. Çekim bölgesinde gelişen şişliği engellemek veya daha az olmasını sağlamak için çekim yerine yanak üzerinden uygulanan buz hem bölgenin daha az şişmesini hem de daha az kanama ve ağrı olmasını sağlar. Buz uygulaması 5-10 dakikalık aralıklarla yapılmalıdır. Aralıksız buz uygulanırsa doku donabilir.

Diş çekiminden birkaç gün sonra ağrı iyice azalmış veya tamamen kaybolmuş olur. Çekimden 2  veya 3 gün sonra başlayan şiddetli, zonklar tarzda ağrı, sıcaklık hissi, kötü ağız kokusu, ağzın az açılması, ateşin yükselmesi alveolit belirtisidir. Alveolit gelişen durumlarda hemen diş hekimine başvurulmalıdır. Yaranın temizlenmesi, antibiyotik ve ağız gargaralarının kullanılması gerekebilir. Alveolit tedavi edildiğinde birkaç gün içinde iyileşir ve hasta rahatlar. 

Alveolit ;çekim yarasının doğal iyileşme seyrinin bozulmasıdır. İyileşmenin bozulmaması ve alveolit gelişmemesi için çekimden sonra ilk 24 saat sigara ve alkol içilmemeli, kuvvetli emme ve tükürme hareketleri yapılmamalı, yara hiçbir zaman dille veya kürdan, peçete gibi bir yabancı cisimle karıştırılmamalıdır. Eğer dikiş atıldıysa yanak çekiştirilerek yaraya bakılmaya çalışılmamalıdır. Bu hareket yaranın açılmasına neden olabilir. Bunlarla birlikte çekimden sonra yenen sert ve taneli yiyecekler de yaraya kaçabilir veya yarayı zedeleyebilir. Diş çekim yarasının temiz kalması için işlemden 24 saat sonra normal ağız bakımına devam edilebilir.


           

 

 

Tüm Hakkı Saklıdır © 2019 - Bu sitede kullanılan tüm içeriklerin telif hakları "Ayşe Naime (Kor) Altuntaş'a" aittir.

‘Bu web sitesinin içeriği, kullanıcıyı bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır, hiçbir ticari amaç taşımaz. Bu sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu web sitesinin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.’