Ayşe Naime (Kor) Altuntaş
AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI
 
 
 
Ağız Kuruluğu

 

Tükürük nedir? Ne işe yarar?


Tükürük, ağızda üretilen ve içinde ihtiva ettiği su, sodyum, klorür, kalsiyum, potasyum, bikarbonat, immün globulin A, albumin, ptiyalin ve musin gibi her biri çok önemli vazifeleri bulunan maddeler nedeniyle vücudumuz için çok önemli olan bir tür sıvıdır.

* Dişleri ve ağız içini sürekli yıkayarak, bunların temiz kalmasını sağlar. Böylece dişleri çürüye karşı korur

* Tükürük ağız içini sürekli olarak nemli tutar, ağız içindeki besinlerin kayganlaşmasını sağlar.

*  Besinlerin içindeki bazı molekülleri çözerek dilimizle tat almamızı sağlar.

* Yutma işlemini kolaylaştırdığı gibi dil ve dudakların hareketlerini serbestleştirerek, konuşmayı da kolaylaştırır.

* Dişlerimiz, ağız, boğaz, gırtlak ve ses tellerimizin sağlıklı vazife görmesi için ağzın nemli olması önemlidir.


Ağız kuruluğu (kserostomia) nedir? Sebepleri nelerdir?


Tükrük salgılama hızı 0,2 ml/dk’nin altına düştüğünde ağız kuruluğu gelişir. Bu miktar sağlıklı bir erişkinin tükrük salgılamasının %4’ünden daha azdır. Ağız kuruluğunun birçok nedeni olabilir. Bunları kısaca sıralayacak olursak:


• Tüm tükrük bezlerinin gelişmemiş olması (aplazileri):Oldukça nadir görülür.
• Beyin ile alakalı nedenler: stres, korku, heyecan gibi.
• Tükrük bezlerinin sinirsel uyarılma bozukluları: Salgılama bozuklularının en sık karşılaşılan nedeni olabilir. Birçok ilaç buna neden olabilir. Örneğin bazı tansiyon düşürücü ilaçlar (reserpin gibi antihipertansif ilaçlar), depresyon ilaçları (antidepresanlar), alerji ilaçları (antihistaminikler), idrar söktürücü ilaçlar (diüretikler), sinir sistemi ilaçları (gangliyon blokerleri ve parasempatolitik ajanlar).
• Tekrarlayan iltihabi tükrük bezi hastalıkları
• Tükrük bezlerinin mikroskopik yapısındaki bozukluklar: Bunlar doğuştan olan yapısal bozukluklar olabileceği gibi, baş ve boyun bölgesinde kanser gelişen hastalarda tedavi amaçlı kullanılan radyoterapinin tükrük bezlerinin yapısında oluşturduğu geri dönüşü olmayan değişikliklerden ötürü de olabilir. Hatta yapılan çalışmalar göstermiştir ki radyoterapinin uzun dönemdeki en sık yan etkisi ağız kuruluğudur. Özellikle parotis bezi radyasyona aşırı duyarlıdır.
• Metabolik hastalıklar: Şeker hastalığı (Diyabetes mellitus), kronik sıvı kaybı (dehidratasyon) ve kronik böbrek yetmezliği sendromu.
• Bağışıklık sistemi hastalıkları (Otoimmün hastalıklar): Sjögren sendromu.
• Kronik alkolizm, karaciğer bozuklukları, Mikulicz hastalığı, Heerford, Down’s sendromları, Sistemik lupus eritematozus, pernisiöz anemi ve diğer kansızlık (anemi) hastalıkları.
• Büyük tükrük bezlerinde taş oluşma hastalığı (siyalolitiazis).
 

 

Ağız kuruluğunda gelişen problemler ?


Yukarıda sayılan sebeplerden herhangi biri ya da birkaçına bağlı olarak ağız kuruluğu gelişebilir. 

Ağız kuruluğu olan hastalarda ağız içi mukoza tabakası kuru, üzeri yapışkan ve ileri derecede kızarıktır.

Dil kızarık, kuru ve  çatlak çatlaktır.

 Hastalar ağız kuruluğundan, yanma hissinden, tat alamamaktan, kuruluk nedeniyle yutma ve konuşmada zorlandıklarından yakınırlar.


Ağız kuruluğu ağız mukozasının çabuk enfekte olmasına yol açar. Bundan dolayı ağız içi enfeksiyonlar ve mantar sık karşılaşılır.

 Ayrıca diş çürükleri, diş eti iltihabı ve kötü ağız kokusu bu hastalarda oldukça sık görülür.

 

 

Tedavi


* Azalan veya kaybolan tükrük, yapay tükrük kullanmakla telafi edilebilir.

* Günde en az iki defa ağız ve dişler antiseptik gargaralarla ve fırça ile temizlenmelidir. Gliserol ve limon esanslı gargaralar ile fermente olabilen karbonhidratlı sakızların çiğnenmesi hastayı rahatlatır.

* Metabolik hastalıklarda, kronik sıvı kaybının olduğu durumlarda tedavi ile tükrük salgısı arttırılabilir.

* Antidepresanlar terkedilir, antihipertansifler ise değiştirilebilir. 

*  Radyoterapi hastalarında yaşam kalitesini olumsuz etkileyen en sık yan etkilerinden biri olan ağız kuruluğunu azaltmak için ise pilokarpin kullanımı yararlıdır.
 

 

Tüm Hakkı Saklıdır © 2019 - Bu sitede kullanılan tüm içeriklerin telif hakları "Ayşe Naime (Kor) Altuntaş'a" aittir.

‘Bu web sitesinin içeriği, kullanıcıyı bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır, hiçbir ticari amaç taşımaz. Bu sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu web sitesinin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.’